<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Designer35 &#8211; DENİZ &Uuml;ST&Uuml;NGEL S&Uuml;ER &#8211; Yazarlığın Deniz Hali</title>
	<atom:link href="https://www.yazarligindenizhali.com/author/Designer35/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yazarligindenizhali.com</link>
	<description>Yazmayı Seviyoruz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Oct 2020 21:55:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/06/cropped-logo-1-32x32.png</url>
	<title>Designer35 &#8211; DENİZ &Uuml;ST&Uuml;NGEL S&Uuml;ER &#8211; Yazarlığın Deniz Hali</title>
	<link>https://www.yazarligindenizhali.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KAŞIKÇILAR</title>
		<link>https://www.yazarligindenizhali.com/kasikcilar/</link>
					<comments>https://www.yazarligindenizhali.com/kasikcilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Designer35]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2020 18:32:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tiyatro Dergi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazarligindenizhali.com/?p=1262</guid>

					<description><![CDATA[&#160; KAŞIKÇILAR “ÜRETEN İNSANIN HUZURU, ÜRETMEYEN İNSANIN AÇ GÖZLÜLÜĞÜ: Deniz Üstüngel Süer “Hem güldürüyor hem düşündürüyor…” dedi izleyicilerden bir hanım, ikinci perdeyi...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><del><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1263" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/09/thumbnail_resim-1-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/09/thumbnail_resim-1-300x200.jpg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/09/thumbnail_resim-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/09/thumbnail_resim-1-768x512.jpg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/09/thumbnail_resim-1-360x240.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/09/thumbnail_resim-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1326" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/09/kasikcilar-201910720374-1-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/09/kasikcilar-201910720374-1-225x300.jpg 225w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/09/kasikcilar-201910720374-1-360x480.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/09/kasikcilar-201910720374-1.jpg 600w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /></del></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>KAŞIKÇILAR</p>
<p>“ÜRETEN İNSANIN HUZURU, ÜRETMEYEN İNSANIN AÇ GÖZLÜLÜĞÜ:</p>
<p>Deniz Üstüngel Süer</p>
<p>“Hem güldürüyor hem düşündürüyor…” dedi izleyicilerden bir hanım, ikinci perdeyi seyretmek<br />
üzere salona girerken…</p>
<p>&#8220;Kitap okurken, film ve tiyatro izlerken, yaşamı gözlemlerken düşünmediğimizde; kitaplar, filmler ve<br />
tiyatro oyunlarının da bizi düşündürmek gibi bir yönelişi olmadığında, oluşan boşluğu ezberler doldurabilir.&#8221; dedim içimden bu söze karşılık&#8230;</p>
<p>Kaşıkçılar…</p>
<p>Güldüren, düşündüren, dans ve müzikleri ile hoş dakikalar yaşatan oyun… Musahipzade Celal’in<br />
kaleminden çıkan satırlar, İzmir Devlet Tiyatrosu’nun Karşıyaka’da yeni açılan binasında seyircilere “merhaba” dedi.</p>
<p>Sahnenin arka bölümündeki sazendelerin ince perdenin arkasından görünüşü, onları eski zaman<br />
kartpostallarına benzetmekte ve izleyenler kendi yaşlarının ölçüsünde, geçmiş günleri hissetmekte diye düşünüyorum. Bizi yüzyıl öncesinin müzik anlayışına götüren besteler, aynı zamanda yavaş, sakin, huzurlu ve derin yapısıyla ruhumuza iyi geldi. Müziği önce kulağımıza sonra duygu dünyamıza<br />
ulaştıran müzisyenlere teşekkürler.</p>
<p>Oyunda kendilerini ‘ehli sanat’ olarak adlandıran üretici grup, bugünkü deyişimizle zanaatkarlardır.<br />
Ama zanaatkarların yaptıkları ürünlere kendilerini yansıtmadıklarını söylemek de pek gerçekçi olmaz<br />
diye düşünüyorum. Bu yönleriyle sanatçılarla ortak bir alan oluşturabilirler.</p>
<p>Bilge bir insan olan Recep Usta hem becerisini kalfasına öğretmekte hem de onu sahiplenip mutluluğu için çalışmaktadır. Sık sık da ona, yaşamdaki duruşunun onurlu ve çalışkan olması konusunda bir bakış açısı vermeye uğraşır.</p>
<p>Recep: Evet biz ehli san’atız. Gerçi makam mevki sahipleri bize ayak takımı derler. Fakat biz onların bir çoğu gibi her şeyi kendimize mal etmez, dalkavukluk etmeyiz. Bana üstatlarım, ilimsiz marifet olmaz, dediler. İşte ben de seni onun için okuttum.</p>
<p>Habib kalfa kaşık sanatının inceliklerini öğrenmiş, usta olmaya hak kazanmıştır. Ustalık töreni Göksu’da yapılacak, yemekler yenilecek, kaşıkçı esnafının arasındaki saz çalanlar, nüktedanlar, taklit yapanlar, şairler yeteneklerini sergileyecekler, İstanbul halkı da bu eğlenceleri izleyebilecekti.</p>
<p>Eğlence başlamış ancak kendisi için düzenlenen bu eğlencelere Habib daha katılamamış, önceden aldığı bir işi yetiştirmeye çalışıyordu.</p>
<p>Habib kaşıklarla uğraşırken ustası Recep, ona önemli bir konu anlatmaktadır. Sevilen, sayılan, kaşık sanatına kendine özgü katkılarda bulunmuş Didar Ustanın başı derttedir. Onun yaptığı siyah kaşığı ve üzerindeki kırmızı taşı, sarayın kızlarağası Arap Beşire benzeterek yaptığı konusunda iftiraya uğramış, kızlarağasının öfkesi ile karşı karşıya kalmıştır.</p>
<p>Bu çalışkan, sevilen Didar Usta’yı kimin zor duruma düşürdüğü araştırıldığında, Sadrazamın<br />
Kızlarağasına yaptığı bir şakadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Sadrazam, kırmızı taşlı siyah kaşığı<br />
Arap Beşir’e hediye etmiştir. Ancak bu konuyu abartıp bir mesele haline getiren Arap Beşir, kaşığın renklerinin kendisine benzetildiğini düşünmektedir.  Arap Beşir’in konuyu unutmamasına neden olan bir kişi vardır: Bezmi Molla…</p>
<p>Böyle ortalık karıştırma ustası kişilerin işinin; başıboşluk, üretimden emekten habersizlik, fesatlık, dalavere ve dedikodu olduğunu anlamakta zorluk çekmeyiz. Eğer Didar Ağa ceza alırsa, Bezmi Molla onun malı mülkü ve cariyelerini<br />
almak istemektedir…</p>
<p>Burada Musahipzade Celal’e dönmenin vaktidir diye düşünüyorum. Çünkü her devirde geçerliliğini<br />
koruyan pek çok noktayı yakalamış olan yazar, sanatın, zanaatın, onurun, çalışkanlığın değerini<br />
anlatırken, hırsın, tembelliğin, alın teri dökmeden mala mülke sahip olmanın, insanlar hakkında ileri<br />
geri konuşmanın çirkinliğini sahne üzerine taşıyarak farkındalık yaratmak istemiştir. Kendisini<br />
saygıyla anıyorum.</p>
<p>Şu cümleleri de söylemeden geçemeyeceğim…Belki Homeros’tan, belki Aiskhlos’tan, belki Yunus<br />
Emre’den belki Aşık Veysel’den bu yana söylenen benzeri uyarıların farklı farklı söylenişlerini dikkatle dinlemiş olsaydık, özümseseydik, herkese değeri ölçüsünde davransaydık, bugün daha farklı koşullar içinde yaşıyor olmaz mıydık… Çalışkanı överek, çalışmayanı yererek, dürüstü takdir ederek , emeksiz yemek arayana kızarak yaşasaydık… En azından bizi uyarmak için kendilerini tehlikeye atmış yazarların ruhları huzur bulurdu.</p>
<p>Oyunumuza dönelim… Yüzyıl öncenin İstanbul’unda gezmeye devam edelim. Zanaatkarlar, Osmanlı<br />
Devleti’nin memurları, saray görevlilerinden bostancıbaşılar, seyirlik olarak; ortaoyunu, karagöz, halk oyunları, müzik olarak alaturkamızın sakin ve duygulu ezgileri… Oyunumuzun ortamını oluşturan ögeler…</p>
<p>Recep Usta’nın bilgece söylenmiş sözleri benim bu yazımı yazmamda en büyük itici güç diyebilirim… Şöyle der kalfası Habib’e: “İnsanlar hüner ve marifetleri ile kendilerini gösterirler oğul. Karşılaştığın her maddenin özelliklerini idrak etmeye çalış… İnsanlara faydalı olacak işler yap… Büyük yaratıcının bize bağışladığı her şeyin her zerresindeki sanat eserini gör. İncele ve ondan ders al…”</p>
<p>Bu paragrafı yazdıktan sonra, her evde her masada her sohbette dünyayı kurtaran kişiler geldi<br />
aklıma… İnsanın derecesini gösteren sanatıdır, diyen oyun cümlesini, insanın derecesini gösteren ürettikleri, gayretleridir diyerek genişletmek istedim.</p>
<p>Yazımdaki bir itici güç de “Benim adım Besmi Molla , Dayanamam mülke mala..” diyen her devirde halkı sinir sahibi eden tipler diyebilirim.</p>
<p>İnsanların bilgisi, eğitimi ve deneyimine uygun işlere yerleştirilmesi konusu, yazarın ileri görüşüyle oyunda işlenmiş. Bilgisiz, eğitimsiz kişilerin önemli pozisyonlarda bulunmasının da ne gibi hatalara yol açtığı… Peki acaba bilgisiz ve eğitimsiz kişi kendini iyi hissetmek için nasıl düşünceler geliştirir? Oyunda inanılmaz bir biçimde bu merakımızı gideriyoruz: Besmi Molla’nın zeka sorunlu<br />
şımarık oğlu şöyle der: “Anne ben senin karnında medreseden mezun olmuşum…”</p>
<p>Oyunda bu konu bir diyalogda iyice aydınlanır: “Bunlar ana rahminde ilmi rütbe kazanır, evlenirken rütbe kazanır, ilim irfan sahibi olmadan fırsat kollayan zalimlerin öncüleri olurlar…” Daha ne desin yazar&#8230;</p>
<p>Oyunumuzun konusunda biraz daha ilerleyelim. Didar Ağa meslektaşları tarafından sandık içinde kaçırılmış, güvenli bir ortama getirilmiştir. Ama malı mülkü ve cariyeleri, Besmi Molla tehlikesi içindedir. Özellikle Habib’in evleneceği Nurhayat…Molla’nın iki eşi arasındaki çekişme, Nurhayat’ı<br />
konunun içine almıştır. Nurhayat’ı kıskanan kumasına mollanın ilk eşi şöyle der: “ Kolay mı sandın…Bir senelik gelindim. Parmağımın kınaları solmadan sen telini duvağını sallaya sallaya üzerime ortak geldin. Benim ciğerim nasıl yandı seninki de öyle yansın…”</p>
<p>Cariyelik konusu da üzerinde durulması gereken bir konudur. Bir Çerkez kızıydım…Haydutlar beni<br />
kaçırdı, diyen Cariye Nurhayat, Didar Ağanın kızı gibi büyüdüğü için şanslıdır. Aklıma şu soru<br />
geldi…Acaba kimse evinde cariye istemeseydi haydutlar bu kaçırma işine girer miydi? Kötülük üzerinde sıkıca düşünülmesi gereken bir kavramdır. Kötülüğün kendine var olabileceği bir ortam bulması nasıl oluşur, ögeleri nelerdir?</p>
<p>Bezmi Molla’nın mal mülk üzerine iştahla konuştuğu sahne benim için önemlidir. Karşısında Kaşıkçı ustası Recep vardır. “Biz ehli sanatız malla mülkle uğraşıp kendimizi yormayız…” diyen Recep Usta, “Ehli Sanat minnet etmez kimsenin ihsanına…” (sanat sahibi kendisine iyilik etsinler diye kendi<br />
duruşunu değiştirmez) sözlerini söyler. İnsanlığı yücelten bir kişi ile insanın ne kadar alçalabileceğini gösteren biri karşı karşıya gelmiştir. Bu durumda aralarındaki insanlık mesafesinin ne kadar açıldığı görülür.</p>
<p>Ve oyunun sonunda kaşıkçı esnafları loncası başkanı Göksu’da Habib’e usta ünvanını verecektir. Ancak bu sırada sarayın bostancıbaşı, Didar Usta’yı almaya gelince Lonca Başkanı şöyle der: “Sen emir kulu isen biz değiliz. Saray adamlarının eteğini öpmeye, emirleri ile yaşamaya alışık değiliz. Elimizde fermanımız var. Eğer bir suçu var ise lonca olarak cezasını biz veririz ama ustayı size vermeyiz. Bunu gerekli yerlere söyle” der.</p>
<p>Habib’in ustalık töreni başladığında da ona “Sabırlı ol, haram yeme, haram içme, gördüğün iyiliği unutma…Allah yardımcı ola…”der…</p>
<p>Oyun, bu güzel bakış açısı ile, rejisi, oyunculukları, şarkısı, dansı, müziği ile izleyenleri memnun etti…<br />
Oyuna tüm emeği geçenlere teşekkür ederiz. Bir tiyatro metnini izleyicinin karşısına getirmek için<br />
pek çok kişi çalışır. Tiyatro, içinde seyirciyi de kapsayan önemli bir sanat dalıdır. Seyircinin duyarlı ve<br />
dikkatli olması oynayana güç verir. Böyle güzel birliktelikleri her zaman yaşayalım.</p>
<p>Musahipzade Celal’in Kaşıkçılar adlı oyununu izledikten sonra metni okuduğumda çokça Farsça ve Arapça sözcükle karşılaştım. Oyun öncesi metinde yapılan çalışmayla bu sözcükler Türkçeleştirilmiş.</p>
<p>Oyun başladığında , Didar Ağa’nın başına gelen siyah kaşık davası anlatıldığında bu konuyu anlamakta zorlandığımı söyleyebilirim. Çünkü henüz oyun yeni başlamış, seyirciler yeni yeni yüzyıl öncesinin İstanbul’una yoğunlaşmaya çalışıyor ve seyirciye yabancı olan kaşık sanatı üzerine<br />
konuşuluyordu. Didar Ağanın başına gelen zor durum yalnız konuşularak değil söz konusu kaşıklar gösterilerek ya da görsellikten farklı yollarla yararlanarak açıklansaydı daha kolay anlaşılırdı diye düşünüyorum.</p>
<p>Benzeri düşünceleri finalde de yaşadım. Sahneye giren kişi Kızlarağasının cezalandırıldığını, Besim Molla’nın da şehirden sürüldüğünü söyledi…Fakat hangi nedenlerle ceza verildi, hangi nedenler ile sürüldü, herhangi bir bilgi verilmedi. Kötüler önünde sonunda cezasını bulur, diye bağlandı. Yazarın metninde de bu konuda bilgi yok…</p>
<p>Son olarak değinmek istediğim nokta şudur: Oyunun yazıldığı sene 1920’dir. Ancak yazar oyununda dönem olarak kendisi yaşadığı  yıldan  yüz yıl kadar öncesini seçmiştir. Bu da “Kaşıkçılar”ın yönetmeninin verdiği bilgiye<br />
göre, sanatkar loncasının işleyiş şeklinden anlaşılmaktadır.   Hangi yıllarda geçtiği konusunu seyircilerin de bilmek isteyeceğini düşünüyorum. Çünkü bazı izleyiciler oyunda geçen olayların tarihini bildiklerinde ve o tarihte geçen diğer olaylarla karşılaştırdıklarında kendilerini daha iyi<br />
hissedebilirler…</p>
<p>Yazımı bitirirken bize onurlu, çalışkan bir yaşamın değerini anlatan, müziğiyle dansıyla estetik anlayışımızı zenginleştiren bu oyuna, genel olarak da tiyatro sanatına teşekkür ederiz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yazarligindenizhali.com/kasikcilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KANTOCU</title>
		<link>https://www.yazarligindenizhali.com/kantocu/</link>
					<comments>https://www.yazarligindenizhali.com/kantocu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Designer35]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2020 10:34:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tiyatro Dergi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazarligindenizhali.com/?p=1232</guid>

					<description><![CDATA[İZMİR DEVLET TİYATROSU’NDAN “KANTOCU” OYUNU Deniz Üstüngel Süer Gözlerine meftun oldum Acep beni sever misin? Kanto…Neşeli, heyecanlı, hareketli, şarkılı, danslı kanto…Geçmiş günlerin...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p style="text-align: center;">İZMİR DEVLET TİYATROSU’NDAN “KANTOCU” OYUNU<br />
Deniz Üstüngel Süer</p>
</blockquote>
<p>Gözlerine meftun oldum<br />
Acep beni sever misin?</p>
<p>Kanto…Neşeli, heyecanlı, hareketli, şarkılı, danslı kanto…Geçmiş günlerin esintisi yüzümüze vurduğunda, uzun zamandır görmediğimiz bir yakınımızı görmüş gibi bizi sevindiren kanto…</p>
<p>Direklerarası, eski ramazanlar, kanto, tuluat, orta oyunu dendiğinde “Dur anlatayım….”diye konuya yakınlık duyduğumuz, sonra da “Nerden anlatayım…Görüp, izledim mi ki…” şeklinde bir hevesten bir şaşkınlığa geçiş yaptığımız durumlar yaşayabiliriz.</p>
<p>Ama bu sezonun oyunu olarak İzmir Devlet Tiyatrosu’nun sahnelediği, Haldun Dormen ustanın kaleminden “Kantocu” oyunu, bilgilerimizin üzerine ışık tutarak bu gösteri sanatının aklımızda aydınlık bir köşeye sahip olmasını sağladı. Teşekkür ederiz…</p>
<p>Tabii ki yakın tarihimizin iki büyük olayı; Kurtuluş Savaşımız ve Cumhuriyetimizin ilanının,, oyunun gelişimiyle beraber ilerlemesi, duygu ve düşünce dünyamızda bizlere yoğun anlar yaşattı…</p>
<p>Bir konuda şahsım adına yazmam gerekirse, “Günümüzün sosyal ve siyasal olaylarından gözümü ayırmamalıyım!” şeklinde kendi üzerimde kurduğum baskı, yaratıcılığımı, dinlenmemi, eğlenmemi, çocuk saflığı ile gülmemi, gamsız zamanlar geçirmemi yakın tarihin henüz toz tutmamış sayfalarına karıştırdı sanki…</p>
<p>Ara ara bu baskıdan kurtularak hafifleyip, yüzüme istemsiz bir gülücüğün yapıştığı zamanlardan birini yaşadım “Kantocu” oyunu izlerken… Kulağımıza aşina notalar salonda gezinirken, gözümüze aşina danslar sahneyi süslerken, gönlümüze aşina sözlerle&#8230;heyecanlandırırken…Teşekkürler dans, teşekkürler müzik, teşekkürler tiyatro&#8230; Gereksinimimiz var, nitelikli işlere, güzel sanatlara, estetiğe, derinliğe, inceliğe, sadeliğe, içtenliğe…</p>
<p>Kantolar tek kişi ile oynanabildiği gibi müzikli oyun olarak da oynanabiliyor, konusu ve atışmaları ile izleyenlere sürükleyici kısa güldürüler de sunabiliyordu..</p>
<p>İşte bir bayan pek mini mini…</p>
<p>Acep söylesem sever mi beni…</p>
<p>Ermeni kantocu Verjin, küçük bir ilçede, huzurlu ve içten dostluklar içinde yaşamını sürdürür ve sanatını icra ederken, İstanbul’da sahneye çıkması teklifi üzerine büyük şehir ile tanışır. Kadro kalabalıktır. Kıskançlıklar, taraf tutmalar, atışmalar, tartışmalar,<br />
itişmelere varan kavgaların içinde bulacaktır Verjin kendini…Danslı, rakslı, şarkılı, müzikli, renkli dünyanın, sahne arkasında bazı renklerini kaybettiğini görürüz.</p>
<p>O güne kadar başrollerin sahibi Rula, tahtını kaybetme endişesini yoğun olarak yaşamaya ve çevresinde kendisi gibi düşünmeyen herkesle kavga etmeye başlar. Hem kendisine hem çevresine zarar vermektedir. Salonun dolup dolmaması gerçeğini göremeyecek kadar kıskançlığın pençesindedir.</p>
<p>Verjin ise kibar, duygulu, mütevazı hali ile seviyesinikorumakta, dostluklar edinmekte ve bir gençle aşk yaşamaktadır.</p>
<p>Dans, müzik, kıskançlık, aşk, hasret gibi kendi ortamının gereğini yaşayan bir yaşantıda, biz de izleyiciler olarak duygudan duyguya geçiş yaparak kaptırmış giderken Verjin’in erkek arkadaşının milli mücadeleyi başlatmak için Ankara’ya giden Mustafa Kemal’in yanında<br />
görev aldığını öğrenmemizle oyunda ruhen rol almaya başladık… Milli mücadele kazanılmalı, Cumhuriyet ilan edilmeli idi…</p>
<p>Ne kadar büyük bir lidere sahip olduğumuzu tüm dünyanın anladığı, fakat bizim yakın bulunduğumuz için idrak etmekte zorluk çektiğimiz askeri, siyasi, sosyal ve ilmi bir deha olan Atamızı, bizleri temsil etme olanağına kavuştuğumuz meclisimizi, milli mücadele<br />
sırasında bugünleri bize verebilmek için toprağa karışan şehitlerimizi, cumhuriyet sonrasında aydınlık bir ülke için çaba gösteren tüm uygar insanları oyun sırasında bir kez daha şükranla andık.</p>
<p>Atamızın engin görüşü ile zaman kaybetmeden sanat, bilim, eğitim dalında önemli görevler üstlenen kadınlarımız sahnede de kendi isimlerine kavuşurlar…</p>
<p>Oyunumuzdaki Verjin gibi…Artık o göğsünü gere gere Bihter’dir… Bu mutlu haber öncesinde Verjin’in  takma isimle sahneye çıktığı,Müslüman bir Türk kızı olduğu öğrenilmiş, Verjin sahneden uzaklaştırılmıştır. Bu nasıl olmuştur? Yaşının ilerlemesi ile tahtını kaybedeceği, yerini Verjin’in alacağı korkuları ile bunalım geçiren Rula, etrafına verdiği zararların miktarını arttırmıştır. Verjin’in takma isimle sahneye çıktığını ve Mustafa Kemal’in askeri olan erkek arkadaşını, İstanbul Padişahlık idaresinin görevlilerine ihbar eden Rula, insanın duyguları ile hareket ettiğinde yapacağı hataları bize bir kez daha hatırlatmıştır.</p>
<p>Konu ile ilgili olduğunu düşündüğüm ve sizlere anlatmadan geçemeyeceğim ilginç bir konuşmadan söz etmeliyim. Kıskançlığın nelere yol açtığını gördükten sonra bir de hoş görü ve anlayışın dünyayı nasıl güzelleştirdiğine bir bakalım.</p>
<p>Devlet Tiyatrosu Sanatçısı ve iki sene önce doksan yaşında “Tombala” oyunu ile sahneye çıkarak bir rekora imza atmış Jale Birsel ablama uğradım. Hangi konu açılsa nasıl olduğunu anlayamadan her zaman tiyatroya dönüşen sohbetimizde şöyle diyordu: “Küçük rol büyük rol hiç beni üzecek bir konu olmadı. Tüm rollerime değer verdim. Bazen oyunlarda rolümüz olmazdı. Arkadaşım bana gelir ya da ben arkadaşıma gider, ben oynamadan duramam, senin rolünü ara ara ben de oynayabilir miyim, diye sorardık.</p>
<p>Olumlu cevap alırdık. Sahneye çıkar oynardık” deyince o ana kadar günün yorgunluğu ile yayıldığım koltukta hazır ola geçtim… “Nasıl yani?” dedim. Jale Abla devam etti..”Hatta Muhsin Ertuğrul’a gittik, önerimizi söyledik, sahnede izledi, hadi bu akşam sen çık oyna dedi…” diye konuşmasına devam etti… “Ama biriniz daha başarılı oynarsanız ne olacak?” dedim. “Biz dert etmezdik böyle şeyleri…” dedi. Ben sonunda “Nasıl yani? Nasıl yani?” tekerlemesini söylediğimin farkında vardım. Bu kadar olgunluğun arkadaş sevgisi ile mi, tiyatro sevgisi ile mi açıklanacağını<br />
bilemedim.</p>
<p>Sözlerine meftun oldum<br />
Acep beni sever misin…<br />
Artık sahne kendi ismine kavuşan kadınlara kapılarını açmıştır. Ancak cumhuriyet tarihi ile başlayan sürece bakarsak, tiyatro sanatçısı olmak isteyen kişilerin ailelerinin ve çevrelerinin sahne sanatlarına hemen kucak açmadığı da kolayca tahmin edilebilir. Birsanatın gereklerini öğrenmek ne kadar çaba gerektirirse çevre bakış açısı ile uğraşmak da o  kadar çaba gerektirmekteydi diyebiliriz. Bu zorlu yolları bize açan tüm öncü sanatçılarımızı  minnetle anıyoruz.  “Kanto” oyununda, yıllar yılı kanto yapmak isteyip de ancak yaşı ilerlediğinde şartları oluşturabilen ve bir defalığına sahneye çıkma olanağı yakalayabilecek olan Verjin’in can<br />
dostu, sahne arkası emekçisi ablası, benim fikrimce birsimgedir.</p>
<p>Dünün ve bugünün kendini gerçekleştiremeyen insanının simgesi. Kendini görmek istediği yerde  göremeyen insanın iç sızısı… Döneminde kanunlarla kimi zaman ekonomik, kimi zaman sosyolojik nedenlerle yerini bulamayan insanların iç sızısı… O, yıllar sonra sahneye çıkar ve kantosunu yapıp sevinirken , geçen yıllar Kavuklu ile<br />
Pişekar’ı üzmüştür, oyunlarına ilgi azalmıştır. Uzun zamanlar boyunca halkı eğlendiren,  güldüren, türlü türlü insanlık hallerini ortaya koyarak düşündüren orta oyunu İstanbul sahnelerindeki yerini melodramlara bırakmaktadır. Oysa seyircilerin kahkahaları orta<br />
oyuncuların hala kulaklarındadır…</p>
<p>Biz de hafızamızı yoklayalım… O günlerden anlatılanlardan ne kalmış aklımızda…<br />
Pişekar-Bugün bayram …Öp elimi al beşliği..<br />
Kavuklu-Öpmem elini… Almam beşliği…<br />
Pişekar-Al onluğu öp elimi…<br />
Kavuklu-Elli de versen öpmem… Aynı yaştayız, önünde eğilmem… Gel tokalaşalım.<br />
Pişekar-Ver beşliği tokalaşalım.<br />
Kavuklu-Beş kuruşum yok ne beş lirası..<br />
Pişekar-O zaman herkes yoluna..(Çıkar)<br />
Kavuklu-Hiç böyle bayram görmedim. (Çıkar)<br />
Gülmeye ve ağlamaya yakın duran ülkemiz insanları, ünlü eserlerin en heyecanlı, en duygusal bölümlerini sahnede görmek istiyordur artık. Büyük hareketler ve abartılı konuşma tarzı izleyiciyi heyecanlandırıyordur.</p>
<p>Hoş geldin melodram devri…<br />
MASA BAŞINDA OTURAN ADAM- (Kadına) Büyük haksızlık ediyorsunuz…</p>
<p>Bugüne kadar sizin refah içinde yaşamanızı sağlayan kişi işte bu beydir.</p>
<p>KADIN-(Ayaktaki adama) Nasıl olur… Aman Tanrım… Oysa ben size neler söyledim…<br />
AYAKTAKİ ADAM- Ama ben size hiç kızmadım… Çünkü ben sizin … babanızım…<br />
KADIN-Baba…</p>
<p>Bir toplum ağlamaya, gülmeye, biraz daha konuyu genişletirsek, ölçüsüz sevip ölçüsüz nefret etmeye yatkınsa, yıllar da geçse teknoloji de gelişse küçüklü büyüklü ekranlarda aynı duyguları arıyor gibi geliyor bana… Ne dersiniz? Bana bunları düşündüren “Kanto” oyununa emeği geçen herkesi kutlarım… Çığırtkan’ın dinamik ve sevimli halleri, Bihter’in ruhumuzu okşayan naif sesi, kötü davranışlar içindeki kıskanç insanların sevilemeyeceği ön yargısını kırarak bize kendisini sevdiren Rula…Melodramın kralı Haluk…Kavuklu ve Pişekar…Rolünü severek canlandırdığını gördüğümüz tüm oyuncular ve dansçılar…</p>
<p>Orkestra…</p>
<p>Artık bizim de orta oyunu, kanto, melodram denince anlatacak derli toplu düşüncelerimiz var&#8230;<br />
Ve tiyatronun görünmeyen kahramanları… Yönetmeni, dramaturgu, dekor, kostüm tasarımcıları, ışık,<br />
koreografi ve tüm emekçiler… Tek amaçta kenetlenen bunca emek…</p>
<p>Sevgili Tiyatro, Opera ve Bale..Kendimizi ve birbirimizi anlayarak hoşgörülü ortamlar kurmak konusunda bize yardım etmeye devam et…<br />
Yeni açılan Bornova Kültür Merkezimiz seyirciyle dolsun taşsın, güzellikler getirsin…</p>
<p>14.2.2019</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yazarligindenizhali.com/kantocu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR BABA HAMLET</title>
		<link>https://www.yazarligindenizhali.com/bir-baba-hamlet/</link>
					<comments>https://www.yazarligindenizhali.com/bir-baba-hamlet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Designer35]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2020 19:24:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tiyatro Dergi Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazarligindenizhali.com/?p=1225</guid>

					<description><![CDATA[İKİ KİŞİLİK GAYRET: KARŞINIZDA HAMLET DENİZ ÜSTÜNGEL SÜER Kim bir Shakespeare oyununda oynamak istemez… Zeka onun kaleminin ucunda, akıl orada, sözcük uyumu...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İKİ KİŞİLİK GAYRET: KARŞINIZDA HAMLET</p>
<p>DENİZ ÜSTÜNGEL SÜER</p>
<p>Kim bir Shakespeare oyununda oynamak istemez…</p>
<p>Zeka onun kaleminin ucunda, akıl orada, sözcük uyumu orada, felsefe, psikoloji, hak orada, hukuk orada… Adeta bir Sosyal Bilimler Fakültesi… Rektörü o, dekanı o, öğretmeni o… Tüm bu kademeler arasında fikir ve amaç birliği var: Gerçekleri görmek, doğrudan, haklıdan, iyiden yana olmak…</p>
<p>Bazı ortamlarda Shakespeare’in bir kişi mi yoksa on kişinin ortak adı mı olduğu tartışılır durur. Akıl, fikir, şiir yüklü satırları izah etmek için konuşulur, böyle renkli fikirler ortaya atılır,yazılır…Bunun kaynağı, insan olarak onun üstünlüğü mü bizim eksikliklerimiz mi bilemiyorum.</p>
<p>Kim oynamaz onun oyunlarında diye söze başlamıştım. Dönemin giysileri içinde, o dönemin yaşam biçimini yansıtarak, şu zeka dolu cümleleri söylemek:</p>
<p>Sağlam insan, nasıl cenneti de verseler dinlemezse aşağılık cümbüşlerin çağırısını Çürük insan meleklerle sarmaş dolaş da olsa can atar iğrenç pisliklere…</p>
<p>İşte aynı bu düşünceyle, yazarın Hamlet oyununu oynamayı çok isteyen bir tiyatro sahibi ve oyuncusu, ekonomik sıkıntılarına karşın bu işe kalkışmıştır. Tüm oyunu iki kişi kısıtlı olanakları ile oynayacaktır.</p>
<p>Hamlet’i ve amcayı ve de kendine düşenler diğer rolleri oynayacak olan oyuncunun bir sıkıntısı vardır. Geri kalan rolleri oynayacak olan arkadaşı tür olarak müzikali sevmektedir. Eğer o da diğer arkadaşı gibi oyunu olduğu hali ile benimsese ortaya aslında müthiş başarılı bir oyun çıkacaktır! Her fırsatta seyircinin kulağına tanıdık gelen, hoşa giden, coşturan müzikleri, dansları yapmasa oyun belki de başarısı ile dilden dile dolaşacaktır.</p>
<p>Hamlet oynanırken seyircilere ekonomik sıkıntılarını hiç hissettirmez bu mini tiyatro grubu…Parasızlıktan aynı evde kaldıklarını, kıymalı makarna önerisi ile oyunu on beş dakika daha oynayabilme gücünü, önceden birikmiş borçları…</p>
<p>Ama sonuçta tiyatrodur ya da müzikaldir kendilerini ifade etme şekilleri… Bir baba sanat dalı… Bu yoldur bildikleri, sevdikleri… Yoksa tiyatro yapacak kadar kendine güvenen, akıllı, yetenekli bir kişi bilmez mi kısa yoldan nasıl köşe dönüleceğini… Tercihini emekten, sanattan yana kullanır.</p>
<p>Hamlet oynamak için sahnededir oyuncu, bu oyun bitecektir tüm olanaksızlıklara, rol arkadaşının şarkı ve danslarına, hatta birbirini öldürmesi gereken üç kişiyi de aynı kişinin oynama garipliğine karşın…</p>
<p>Danimarka’da geçen oyunda Prens Hamlet’in, amcasından, yani kral olan babasını öldürdükten sonra tahta geçen ve annesi Gertrude ile evlenen amcası Claudius’tan</p>
<p>nasıl intikam aldığını anlatılır.. Her zaman şaşırmışımdır her eser bir iki cümle ile anlatabilir. Bu cümlenin öznesi ile yüklemi arasındaki bölümü yazar bir kitap boyunca yazar…Kolay iş değil…</p>
<p>Dönelim bu oyuna..İşlevsel mini dekor nelere dönüşmez ki, düz bir yüzey olarak ve de ahşabın sıcaklığını taşıyarak duran dekor, yatak olur, pencere olur, oda olur, saray, disko bile olur…Tiyatrocuların ve tiyatro severlerin iç dünyası zengindir, o dekor onlara neler anlatmaz ki..</p>
<p>Ve seyirci de katılır oyuna…Oyundaki bazı kişilerinin hain olmak gibi, katil olmak gibi, hırsız olmak gibi ana özellikleri vardır. Haine hain, hırsıza hırsız, katile katil diyerek oyuna katılan seyirci görüneni rahatça dile getirebilmenin mutluluğunu yaşar… Kendini hain diye bağırırken bulur…Aaaa…Kendi sesi vardır…</p>
<p>16.yüzyıl Danimarka’sı bizim içinde yaşadığımız ülke şartlarından çok farklı olduğu için çok yabancılık çektik oyunu izlerken…Çünkü Danimarka’da eğitim, kültür, tarihi, ekonomik ve siyasi donanımı olmayan bir kişi pat diye ülkenin başına geçmiştir, evlenme vesilesi ile…Bu çok garip…Oysa eğitimin, kültürün , donanımlı olmanın çok önemsendiği bizim ülkemizde akrabalığın, ilişkilerin, tanıdık olmanın bir mevkiye gelebilmek için önemi yoktur. Sabah kalktığınızda pat diye bir mevkiye birinin geldiğini göremezsiniz…Basamaklar ağır ağır çıkılır…Fikren ve bilgi olarak olgunlaşılır. Doğanın kanunu gibi…Olmamış meyvayı yersen suratın ekşir&#8230;Niçin bu oyunu oynadıklarını anlayamadım doğrusu…Eğitim, tarihi bilgi, ekonomik donanım olmadan mevki olur mu? …Akıl alır gibi değil…</p>
<p>Bu uçuştan sonra oyunumuza geri konalım… Şevket Çoruh ve Murat Akkoyunlu’ dan söz edelim. Arka Sokaklar dizisi ile çok benimsenen ve bu dizide tam rahmetli olacakken seyircinin isyanı üzerine yaşama dönen Şevket Çoruh’u sahnede ilk kez görmeme rağmen her bölümü üçer kez seyrettiğim 400 bölüm civarında çekilmiş Arka sokaklar nedeniyle, diğer seyirciler gibi akrabamız İzmir’e gelmiş duygusuna kapıldım…Sahnede de başarılı olan değerli oyuncuya yeni açtığı Baba Sahne’nin ona mutluluk getirmesini, her tiyatrocunun tahmin edebileceği gibi, bir salon sahibi olmanın getireceği ekonomik zorlukların onu zorlamamasını dileriz.</p>
<p>Shakespeare’in Hamlet’inin, Sebastian Seidel’in Hamlet’ine oradan Bir baba Hamlet’e yani tam bizlik olmasına dönüşmesi aşamasındaki koşuşturmada, tiyatronun olanaklarını ve çalışma şeklini seyirci de gözlemledi, hissetti…Oyuncunun telaşı, kostüm değişimi, dekorların çok yönlü kullanımı, seyirci oyuncu iletişimi. Bu da seyircilerin tiyatrodan bir miktar tiyatro tozu yutmuş gibi çıkmasını sağladı.</p>
<p>İki noktadaki düşüncemi belirtsem acaba oyunculara yardımım olur mu?: Şevket Çoruh’ un ‘oyun içinde oyun’ şeklindeki Hamlet’i oynamaya çalışırken arkadaşının yarattığı aksaklıklarda on beş dakikada bir “Ne yapıyorsun metne dön, düzgün oyna” gibi biraz uzun süren uyarıları az sözle, sıkıntısını yansıtan hareket ya da mimikle yapmasının daha iyi sonuç vereceğini düşünüyorum. Çünkü bu sözleri söylerken oyundan kopuyor gibi&#8230;</p>
<p>İkincisi de Ophelia’nın babasının ölüm sahnesindeki ağıtın komediyi birden farklı bir boyuta çektiğini söylemek isterim. Gerçekten bir ağıt, bir üzüntü havası yaratıyor.</p>
<p>İki kişilik oyunun, oyun hareketliyse ve hele de bu oyundaki gibi canını dişine takmış bir halde oynayan oyuncuları varsa pek kolay bir iş olmadığı söylenebilir. Seyrederken ben yoruldum. Ertesi gün dinlendim…Ne de olsa meslektaşlarımız…</p>
<p>Murat Akkoyunlu…Biraz daha kendini geliştirirse Örümcek Adam filmini film hileleri olmadan oynayabilir. Kılıktan kılığa giriyor. Sahnenin her bir santimetre karesi ile ilgili hatıraları vardır sanırım. Duvarlarla, tavanla, tabanla…Bedenini çok iyi kullanıyor. Oyunda top olup zıplamayacağına kimse garanti veremez. Bizi çok güldürdü…Teşekkürler…Eh bir müzikalde oynamak nasip olur umarım.</p>
<p>Komedi iyidir…Gerginlik yaratmadan düşündürür…Germeden fark ettirir. Eğlendiğiniz sırada, düşünürsünüz…Eğlendiğiniz sırada uyandırır…Tabii oyunun söyleyecek bir sözü var ise..</p>
<p>Karşıyaka Belediyesinin yaptığı Nazım Hikmet Heykelinin önünden geçerken ilk kez odaklandım şu söze ve düşündüm. Kısacası anladım. “Bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeşcesine” Önce kim “özgürce düşünebiliyorum” der diye düşündüm. Kimsenin etkisi altında kalmadan, aile, akraba, iş arkadaşları, sosyal ortamlardaki arkadaşlar…Gerçekleri görüyorum ve doğru bilgilerle de donatıyorum kendimi…Öyleyse kimsenin aklına muhtaç kalmadan kendim yorumlayım olayları diye kim der? Kim der şimdi de cesurca bu düşüncemi paylaşayım? Ve en önemlisi.. Kim der düşüncem doğrultusunda bir adım da ben atayım?</p>
<p>Eğer her on kişide bir kişi bile olsaydı bu sayı “Bir Baba Hamlet” te oynayan arkadaşlarımızı özgür düşünmelerinden ve bunu ortaya koymalarından ötürü ayakta alkışlamazdık. Onları bizim yerimize konuşmaya ve üstün bir çaba göstermeye mecbur etmezdik.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yazımı bitirirken Shakespeare’in ünlü 66.sonesinde bazı eksiltme ve çoğaltmalar yapayım hocalarım görmeden, sonra kaçayım:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz</p>
<p>Ezilmiş, hor görülmüş el emeği göz nuru</p>
<p>Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,</p>
<p>Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,</p>
<p>Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,</p>
<p>Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,</p>
<p>Vazgeçme…</p>
<p>Vazgeçme halkından</p>
<p>Vazgeçme vatanından</p>
<p>Daha çok yapış doğruluğun ipine…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yazarligindenizhali.com/bir-baba-hamlet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TİYATRO YAZARI ÇOCUK DERGİSİ YAZARI OLUNCA</title>
		<link>https://www.yazarligindenizhali.com/tiyatro-yazari-cocuk-dergisi-yazari-olunca/</link>
					<comments>https://www.yazarligindenizhali.com/tiyatro-yazari-cocuk-dergisi-yazari-olunca/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Designer35]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2020 21:37:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazarligindenizhali.com/?p=1212</guid>

					<description><![CDATA[Tiyatro yazarı, çocuk dergisi yazarı olunca sayfalar diyaloglarla dolar.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tiyatro yazarı, çocuk dergisi yazarı olunca sayfalar diyaloglarla dolar.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1434" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133602649-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133602649-300x300.jpg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133602649-1024x1024.jpg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133602649-150x150.jpg 150w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133602649-768x768.jpg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133602649-1536x1536.jpg 1536w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133602649-360x360.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133602649.jpg 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1435" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133718076-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133718076-300x300.jpg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133718076-1024x1024.jpg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133718076-150x150.jpg 150w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133718076-768x768.jpg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133718076-1536x1536.jpg 1536w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133718076-360x360.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200715_133718076.jpg 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1436" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205133075-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205133075-300x300.jpg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205133075-1024x1024.jpg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205133075-150x150.jpg 150w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205133075-768x768.jpg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205133075-1536x1536.jpg 1536w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205133075-360x360.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205133075.jpg 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1437" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205240019-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205240019-300x300.jpg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205240019-1024x1024.jpg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205240019-150x150.jpg 150w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205240019-768x768.jpg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205240019-1536x1536.jpg 1536w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205240019-360x360.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205240019.jpg 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1438" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205541084-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205541084-300x300.jpg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205541084-1024x1024.jpg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205541084-150x150.jpg 150w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205541084-768x768.jpg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205541084-1536x1536.jpg 1536w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205541084-360x360.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205541084.jpg 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1439" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205334267-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205334267-300x300.jpg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205334267-1024x1024.jpg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205334267-150x150.jpg 150w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205334267-768x768.jpg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205334267-1536x1536.jpg 1536w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205334267-360x360.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205334267.jpg 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1440" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205435469-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205435469-300x300.jpg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205435469-1024x1024.jpg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205435469-150x150.jpg 150w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205435469-768x768.jpg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205435469-1536x1536.jpg 1536w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205435469-360x360.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200718_205435469.jpg 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yazarligindenizhali.com/tiyatro-yazari-cocuk-dergisi-yazari-olunca/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KUKLALAR VE YAZDIĞIM KUKLA METİNLERİ</title>
		<link>https://www.yazarligindenizhali.com/kuklalar-ve-yazdigim-kukla-metinleri/</link>
					<comments>https://www.yazarligindenizhali.com/kuklalar-ve-yazdigim-kukla-metinleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Designer35]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2020 21:10:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Dergi Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Oyunlarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazarligindenizhali.com/?p=1203</guid>

					<description><![CDATA[Karşıyaka Belediyesi Kütüphanelerinde oynanmıştır. &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: center;">Karşıyaka Belediyesi Kütüphanelerinde oynanmıştır.</h2>

<a href='https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.38.jpeg' title="" data-rl_title="" class="rl-gallery-link" data-rl_caption="" data-rel="lightbox-gallery-1"><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.38-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.38-1.jpeg' title="" data-rl_title="" class="rl-gallery-link" data-rl_caption="" data-rel="lightbox-gallery-1"><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.38-1-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.38-1-150x150.jpeg 150w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.38-1-300x300.jpeg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.38-1-768x768.jpeg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.38-1-360x360.jpeg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.38-1.jpeg 960w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>
<a href='https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.39.jpeg' title="" data-rl_title="" class="rl-gallery-link" data-rl_caption="" data-rel="lightbox-gallery-1"><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.39-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.39-1.jpeg' title="" data-rl_title="" class="rl-gallery-link" data-rl_caption="" data-rel="lightbox-gallery-1"><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.39-1-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.39-2.jpeg' title="" data-rl_title="" class="rl-gallery-link" data-rl_caption="" data-rel="lightbox-gallery-1"><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.39-2-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" /></a>
<a href='https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.39-3.jpeg' title="" data-rl_title="" class="rl-gallery-link" data-rl_caption="" data-rel="lightbox-gallery-1"><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/WhatsApp-Image-2020-07-15-at-13.21.39-3-150x150.jpeg" class="attachment-thumbnail size-thumbnail" alt="" /></a>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yazarligindenizhali.com/kuklalar-ve-yazdigim-kukla-metinleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YARIŞMADAKİ GİZEM</title>
		<link>https://www.yazarligindenizhali.com/yarismadaki-gizem/</link>
					<comments>https://www.yazarligindenizhali.com/yarismadaki-gizem/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Designer35]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2020 18:34:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tiyatro Oyunlarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazarligindenizhali.com/?p=1195</guid>

					<description><![CDATA[TÜR: TİYATROLU ÖYKÜ YARIŞMADAKİ GİZEM 2000 senesinden bu yana hem tiyatro hem öykü yazarlığı dersi verince TİYATRO VE ÖYKÜ yü bir arada görme...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<div>
<div>
<div dir="auto">TÜR: TİYATROLU ÖYKÜ</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">YARIŞMADAKİ GİZEM</div>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-1196 alignleft" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/57aa8f7ceb10bb15e010090f-300x281.jpg" alt="" width="300" height="281" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/57aa8f7ceb10bb15e010090f-300x281.jpg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/57aa8f7ceb10bb15e010090f.jpg 354w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">2000 senesinden bu yana hem tiyatro hem öykü yazarlığı dersi verince TİYATRO VE ÖYKÜ yü bir arada görme isteği oluştu ve de TİYATROLU ÖYKÜ türü kendini oluşturdu. Öykünün betimlemeleri ve sınırsız anlatım olanakları Tiyatronun insan sıcaklığı ve canlılığını birleştirmek beni sevindirdi. Değerli oyuncu Olcay Poyraz öyküyü okuyan, Ünal Gürel Akademisi oyuncuları da oynayan oldu mu izlenir diyorum.</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yazarligindenizhali.com/yarismadaki-gizem/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GEÇMİŞTEN GELECEĞE TİYATRO</title>
		<link>https://www.yazarligindenizhali.com/gecmisten-gelecege-tiyatro/</link>
					<comments>https://www.yazarligindenizhali.com/gecmisten-gelecege-tiyatro/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Designer35]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2020 10:06:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tiyatro Oyunlarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazarligindenizhali.com/?p=1183</guid>

					<description><![CDATA[TİYATRO TARİHİNİ ÖĞRENELİM Atatürk Kültür Merkezinde Dünya Tiyatrolar Günü’nde konukları tiyatro tarihini anlatarak karşılıyoruz. Özenerek yazdığım metni aynı özenle hazırlanıp oynayan arkadaşlarıma...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1331" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_664073387837776-300x225.jpeg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_664073387837776-300x225.jpeg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_664073387837776-1024x768.jpeg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_664073387837776-768x576.jpeg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_664073387837776-360x270.jpeg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_664073387837776.jpeg 1530w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>TİYATRO TARİHİNİ ÖĞRENELİM</p>
<p>Atatürk Kültür Merkezinde Dünya Tiyatrolar Günü’nde konukları tiyatro tarihini anlatarak karşılıyoruz.<br />
Özenerek yazdığım metni aynı özenle hazırlanıp oynayan arkadaşlarıma bir kez daha teşekkürlerimi<br />
gönderirken bize güvenip slaytlarını emanet eden Özdemir Nutku Hocamı da saygı ile anıyorum.</p>
<p>Tiyatro , en eski devirlerde bir kişinin bir gruba, önem verdiği bir olayı mantıklı gelişim çizgisi içinde<br />
ve de hareketlerle anlatmasından mı başlamıştır yoksa Dionysos Bağ Bozumu Şenliklerinde anlatılan<br />
öykü ve yapılan taklitlerden mi şimdi bilemiyorum ama şunu iyi biliyorum ki insanlar, sahnede olsun<br />
kitapta olsun insana dair öyküleri okuyup-izleyip merak ve heyecan eşliğinde insan olgusunu<br />
anlamaya çalışmaktan vazgeçmeyecek gibi…Tüm gayretlerin iyi, doğru, güzel insana ulaştırması dileği ile…<del><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1331" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_664073387837776-300x225.jpeg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_664073387837776-300x225.jpeg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_664073387837776-1024x768.jpeg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_664073387837776-768x576.jpeg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_664073387837776-360x270.jpeg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_664073387837776.jpeg 1530w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></del></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yazarligindenizhali.com/gecmisten-gelecege-tiyatro/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAŞAMAK SEVMEKTİR (Suat Taşer Hocamızın anısına)</title>
		<link>https://www.yazarligindenizhali.com/yasamak-sevmektir-suat-taser-hocamizin-anisina/</link>
					<comments>https://www.yazarligindenizhali.com/yasamak-sevmektir-suat-taser-hocamizin-anisina/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Designer35]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2020 10:04:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tiyatro Oyunlarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazarligindenizhali.com/?p=1177</guid>

					<description><![CDATA[&#160; &#160; YAŞAMAK SEVMEKTİR (Suat Taşer Hocamızın anısına) Suat Taşer Hocamızın öğrencisi olmak şansını yakaladık. Sanata karşı doğru bir duruş, güzel bir...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><del><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1340" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/IMG-20200601-WA0001-300x194.jpg" alt="" width="300" height="194" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/IMG-20200601-WA0001-300x194.jpg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/IMG-20200601-WA0001-1024x661.jpg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/IMG-20200601-WA0001-768x496.jpg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/IMG-20200601-WA0001-1536x992.jpg 1536w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/IMG-20200601-WA0001-555x360.jpg 555w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/IMG-20200601-WA0001-360x232.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/IMG-20200601-WA0001.jpg 1600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></del><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1178 alignleft" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106922489_633653780583303_8880121098635009890_n-300x300.jpg" alt="" width="600" height="600" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106922489_633653780583303_8880121098635009890_n-300x300.jpg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106922489_633653780583303_8880121098635009890_n-1024x1024.jpg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106922489_633653780583303_8880121098635009890_n-150x150.jpg 150w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106922489_633653780583303_8880121098635009890_n-768x768.jpg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106922489_633653780583303_8880121098635009890_n-1536x1536.jpg 1536w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106922489_633653780583303_8880121098635009890_n-360x360.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106922489_633653780583303_8880121098635009890_n.jpg 1680w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /><span id="more-1177"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>YAŞAMAK SEVMEKTİR (Suat Taşer Hocamızın anısına)</p>
<p>Suat Taşer Hocamızın öğrencisi olmak şansını yakaladık. Sanata karşı doğru bir duruş, güzel bir ses ve<br />
konuşma, inceliklere verilen değer, çalışkanlık…”Karakter incelemesi” dersimize geliyordu. Daha sonraları Lajos Egri’den çevirdiği “Piyes yazma sanatı” adlı çok değerli bir kitabı bizimle paylaşarak yazarlık eğitimimize önemli katkılarda bulundu.</p>
<p>Kleopatra, Akakiy Akakiyeviç ve Hamlet karakterlerini dilinden düşürmez, Beethoven’ın Ayışığı<br />
Sonatını çok sever, güzel şiirler yazar ve aynı güzellikte de okurdu. Bütün bunları bir araya getirmek<br />
istedim. Kimi zaman şiirleri şarkı oldu Soner arkadaşımın besteleri ile… Kimi zaman şiirlerindeki<br />
kahramanlar tiyatro oyununa geçiş yaptılar. Biraz Kleopatra’nın çağından biraz şiirdeki Hamal<br />
Hamdi’nin günlerinden derken, hepsi bir araya gelince zaman zaman duygulandıran zaman zaman<br />
güldüren bir oyun oldu.</p>
<p>Hocamızın bu oyunda şarkı olan şiirlerini dinlemek isterseniz…. Aç Gözünü Adamım ve Biz<br />
Gölgemizden Korkar Olduk olarak youtube dan dinleyebilirsiniz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1341" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200621_035731784-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200621_035731784-300x300.jpg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200621_035731784-1024x1024.jpg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200621_035731784-150x150.jpg 150w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200621_035731784-768x768.jpg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200621_035731784-1536x1536.jpg 1536w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200621_035731784-360x360.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/Polish_20200621_035731784.jpg 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yazarligindenizhali.com/yasamak-sevmektir-suat-taser-hocamizin-anisina/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZÜBEYDE HANIM&#8217;IN İZMİR LATİFE HANIM KÖŞKÜNDEKİ GÜNLERİ</title>
		<link>https://www.yazarligindenizhali.com/zubeyde-hanimin-izmir-latife-hanim-koskundeki-gunleri/</link>
					<comments>https://www.yazarligindenizhali.com/zubeyde-hanimin-izmir-latife-hanim-koskundeki-gunleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Designer35]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2020 15:48:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tiyatro Oyunlarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazarligindenizhali.com/?p=1161</guid>

					<description><![CDATA[Heyecanla geziliyor şimdi, 2000 li yıllarda anı evi olan köşk. Ama bir sürpriz var bugün size&#8230;  Çünkü köşkün kapısında Doktor Asım ve...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-1162 alignleft" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/75371710_283710382948385_1792101191428099530_n-288x300.jpg" alt="" width="288" height="300" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/75371710_283710382948385_1792101191428099530_n-288x300.jpg 288w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/75371710_283710382948385_1792101191428099530_n-984x1024.jpg 984w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/75371710_283710382948385_1792101191428099530_n-768x800.jpg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/75371710_283710382948385_1792101191428099530_n-1475x1536.jpg 1475w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/75371710_283710382948385_1792101191428099530_n-360x375.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/75371710_283710382948385_1792101191428099530_n.jpg 1607w" sizes="(max-width: 288px) 100vw, 288px" /><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1429" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/10/received_410535896502055-300x286.jpeg" alt="" width="300" height="286" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/10/received_410535896502055-300x286.jpeg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/10/received_410535896502055-1024x975.jpeg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/10/received_410535896502055-768x731.jpeg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/10/received_410535896502055-1536x1463.jpeg 1536w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/10/received_410535896502055-360x343.jpeg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/10/received_410535896502055.jpeg 1662w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Heyecanla geziliyor şimdi, 2000 li yıllarda anı evi olan köşk. Ama bir sürpriz var bugün size&#8230;<u></u> <u></u></p>
<p>Çünkü köşkün kapısında Doktor Asım ve Latife Hanım ilaçlar üzerine konuşuyor, salonda Salih Bozok, İsmet İnönü&#8217;nün Lozan&#8217; dan gönderdiği mektupları okuyor, odalardan birinde ise Zübeyde Hanım pencereden dışarıyı seyrediyor. İki hizmetli ise İzmir in işgal yılları üzerinde konuşup işgalden kurtulma sevincini paylaşıyorlar.<u></u> <u></u></p>
<p>İşte gerçekten bu köşkteydiler&#8230;Gerçekten Zübeyde Hanım ve Latife Hanım burada birbirlerini tanımaya başladılar. ..Gerçekten o tarihlerde İnönü &#8221; Lozan dan döndüğümde beni yaşlanmış bulacaksınız&#8221; diye yazıyordu. Ve Zübeyde Hanım burada heyecan, merak ve endişe dolu yaşamına veda ediyordu&#8230;Ama işgalden kurtarılmış topraklarda olduğunu bilerek.. Zaten Selanik işgalini yaşamıştı. &#8230;Ne sevinç ki İzmir in kurtuluşunu görmüş köşkün bahçesinden İzmir halkı ile selamlaşmıştı. <img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-1164 alignright" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106777924_216445849476260_6614513598667078181_n-150x300.jpg" alt="" width="150" height="300" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106777924_216445849476260_6614513598667078181_n-150x300.jpg 150w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106777924_216445849476260_6614513598667078181_n-511x1024.jpg 511w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106777924_216445849476260_6614513598667078181_n-360x721.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106777924_216445849476260_6614513598667078181_n.jpg 764w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /><u></u> <u></u></p>
<p>Bu ortamı yansıtma gayretimdi yazdığım tiyatro metni&#8230; Gerçek mekanında olması heyecan vericiydi&#8230;Isveç Kalmar Müzesi görevlilerinin teknik  ve deneyim aktarımına ,  oyunu canlandırmaları ile Karşıyaka Belediyesi Tiyatrosuna teşekkürler. ..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yazarligindenizhali.com/zubeyde-hanimin-izmir-latife-hanim-koskundeki-gunleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DOSTUZ</title>
		<link>https://www.yazarligindenizhali.com/dostuz/</link>
					<comments>https://www.yazarligindenizhali.com/dostuz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Designer35]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2020 15:39:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tiyatro Oyunlarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://yazarligindenizhali.com/?p=1155</guid>

					<description><![CDATA[&#160; DOSTUZ Üniversitemizde yarışma sonucunda sahneye koyulmaya hak kazanan beş kısa oyundan biriydi oyunum. On dokuzlu yaşlarda iken yazdığımı sahnede görmenin heyecanı...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<hr />
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-1335" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_685447798699182-300x279.png" alt="" width="300" height="279" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_685447798699182-300x279.png 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_685447798699182-768x713.png 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_685447798699182-360x334.png 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/received_685447798699182.png 800w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>DOSTUZ</p>
<p>Üniversitemizde yarışma sonucunda sahneye koyulmaya hak kazanan beş kısa oyundan biriydi<br />
oyunum. On dokuzlu yaşlarda iken yazdığımı sahnede görmenin heyecanı içindeydim.</p>
<p>Bir iki cümle ile konusunu anlatmak isterim: Yaşamda güzelliklerin, iyiliklerin farkına varan, sanatı<br />
seven, bir çiçeği durup seyreden, kediyi köpeği okşayan ince ruhlu ellili yaşlardaki bir adam, yalnız<br />
kendisinin görebildiği ve bu duruma çok şaşırdığı renkli, kendisini anlayan bir kişilikle tanışır sokakta…<br />
Onunla olan dostluğu tek düzelikleri daha görünür hale getirir. Yapmak istedikleri ile istemedikleri<br />
iyice ayrışır. Artık kendi kişilik özelliklerine uygun bir yaşam biçimini görmezden gelemeyecektir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-1157 size-large" src="https://yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106988330_614858662764027_6301218964240704081_n-1024x1024.jpg" alt="" width="1024" height="1024" srcset="https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106988330_614858662764027_6301218964240704081_n-1024x1024.jpg 1024w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106988330_614858662764027_6301218964240704081_n-300x300.jpg 300w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106988330_614858662764027_6301218964240704081_n-150x150.jpg 150w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106988330_614858662764027_6301218964240704081_n-768x768.jpg 768w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106988330_614858662764027_6301218964240704081_n-1536x1536.jpg 1536w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106988330_614858662764027_6301218964240704081_n-360x360.jpg 360w, https://www.yazarligindenizhali.com/wp-content/uploads/2020/07/106988330_614858662764027_6301218964240704081_n.jpg 1680w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.yazarligindenizhali.com/dostuz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
